İşçi ve işveren arasındaki ilişkinin düzenlendiği İş Kanunu, bu ilişkinin sona erdirilmesinin nasıl ve hangi hallerde olacağını da düzenlemiştir. Ancak gerçek hayatta öyle anlar olur ki; yaşanan fiili durum Kanun’daki hiçbir duruma uymaz. İşte şüphe feshi buna bir örnektir. Peki, şüphe feshi nedir? Yargıtay kararları ışığında şüphe feshini izah edelim.
İçindekiler
Şüphe feshi nedir?
Şüphe feshi; işçinin feshe konu fiili ya da durumu ispat edilememiş olmasına rağmen, iş ilişkisindeki güven ilişkisi zedelendiği ve ilişkiyi sürdürmek mümkün olamayacağı için işveren tarafından işçinin il sözleşmesinin sona erdirilmesidir.
O halde, şüphe feshinin temelde aşağıdaki şartları taşıdığı kabul edilir:
- İşçinin feshe konu fiili net ve açık olarak ispat edilememiştir.
- Bu fiil nedeniyle işverenin işçiye güveni zedelenmiştir.
- Bu güven kaybı neticesinde işveren iş ilişkisini daha fazla sürdüremeyecek duruma gelmiştir.
Şüphe feshi örnekleri
Şüphe feshine dair en temel örnek, işyerinde yaşanan hırsızlık ya da maddi suiistimaller ile kavga benzeri olaylar iken; özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ / PDY kapsamında yapılan fesihlerde bu kavram yaygın şekilde kullanılmıştır.
Hırsızlık üzerinden bir örnekle şüphe feshinin daha iyi anlaşılması sağlanabilir. Örneğin işçinin başka bir işçinin dolabını aşıp oradan parasını aldığını başka birkaç işçi bizzat görmüş, durumu işverene bildirmiş olsun. İşveren ilgili odadaki kamera kayıtlarını kontrol ettiğinde, hırsızlık yaptığı iddia edilen işçinin bir başka işçinin dolabını açtığını, içini karıştırdığını görmüş olsun; ancak para aldığını net olarak görüntülerden tespit edememiş olsun.
İşçi de ifadesinde dolabı açtığını kabul etsin; fakat amacının para almak değil bir evrak almak olduğunu iddia etsin. Bu işçi işçin suç duyurusunda bulunulmuş olsun. Bu işçinin hırsızlık yaptığının net olarak ispatlanamadığı bir gerçek olup işçi hakkında ayrıca yürütülen bir adli soruşturma da mevcuttur.
İşverene illa bu adli soruşturmanın ya da kovuşturmanın sonucunu beklemesini söylemek doğru olmaz; çünkü işverenin işçiye güveni artık zedelenmiş ve objektif şekilde işçinin bu fiiline dair kuvvetli bir şüphe hâsıl olmuştur. Artık bu işverenin şüphe feshi ile işçisini işten çıkarması mümkün olmalıdır.

Hırsızlık nedeniyle şüphe feshine dair bir Yargıtay kararı şöyledir:
“… Somut olayda, davacının, mesai bitiminde iki ürün alarak işyerinden ayrıldığı, ürünlerden birinin ücretini ödediği, diğerinin ücretini ödemeyi unuttuğunu, sonradan ücretini ödemeyi unuttuğu ürünün bedelini de arkadaşı vasıtasıyla ödediğini beyan ettiği, davalı tanığı mağaza müdürünün, davacının kendisini aradığını, olayı haber verdiğini, yaptığı kontrolde ikinci ürünün parasının ödendiğini gördüğünü beyan etmesine rağmen diğer davalı tanığının, davacının parasını ödemeden iki adet eşya ile işyerinden ayrıldığını, o anda mağaza sorumlusunun kendisi olduğunu, davacıyı çağırmasına rağmen gelmediğini, mağaza müdürünün o anda işyerinde olmadığını, kendisinin sorumlu olduğunu, olayın bölge müdürüne bildirilmesiyle davacının işten çıkarıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Davacının bedelini ödemeden işyerinden ürün çıkardığı açık ve net bir şekilde kanıtlanmamışsa da olayın oluş şekli iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli bir şüphedir. Bu nedenle iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayanmazsa da, feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmelidir. İşverence yapılan fesih geçerli nedene dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur…” (22 Hukuk, 2013/13759 K.).
İşçinin hırsızlık yapmasının sonuçlarını izah ettiğim başka bir yazıma şuradan ulaşabilirsiniz: https://mustafabaysal.com/hirsizlik-yapan-iscinin-isten-cikarilmasi/

FETÖ ile iltisak nedeniyle şüphe feshi
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ ile bağlantılı olduğu düşünülen işçilerin iş akdinin sona erdirilmesinde şüphe feshi sıkça kullanıldı ve yıllarca da Yargıtay tarafından bu şekildeki ilk derece mahkemesi kararları onaylandı.
Gerçekten de hem fiilin ispat edilememiş olması hem de güven ilişkisinin zedelenmiş olması bakımından şüphe feshinin tanımına uyan bu durum yıllarca devam etti; ancak son zamanlarda Anayasa Mahkemesi kararlarıyla bu durum değişmiş gibi görünüyor.
Anayasa Mahkemesi kak ihlali gerekçeli olarak dosyaların yeniden görülmesini istiyor ve görülen dosyalarda da şüphe feshi genelde geçersiz bulunuyor. Buna ilişkin iki Yargıtay kararını aşağıda art arda bulabilirsiniz. İlk karar eski duruma, ikinci karar Anayasa Mahkemesi kararıyla şekillenen yeni duruma örnektir.
İlk karar aşağıda olup FETÖ / PDY kapsamında hakkında soruşturma açılan işçi için takipsizlik kararı verilmiş olsa bile bu kimsenin eşinin FETÖ bağlantısının tespit edilmiş olması, kişinin çalıştığı kurumun stratejik durumu vb. nedenlerle işverenin şüphe feshine başvurabileceği ifade edilmiştir.
“… Mahkemece bozmaya uyularak ilgili belgeler dosyaya celbedildikten sonra, “gelen yazı cevaplarından davacının söz konusu FETÖ terör örgütü ile herhangi bir bağlantısı tespit edilememiş olduğundan” iş sözleşmesinin geçerli nedenlere dayanmaksızın fesh edildiği sonucuna varılmış ise de, bu sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçu sebebiyle soruşturma açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır (2017/110744 soruşturma, 2020/84342 karar sayılı karar). Davacının şahsı ile ilgili olarak silahlı terör örgütüne üye olma suçlaması ile soruşturma yapılması ‘şüphe feshi’ nin varlığı için yeterli bir sebeptir. Savcılık tarafından yapılan soruşturmanın sonucunda ‘delil yetersizliği sebebiyle’ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması, fesih anında işverende oluşan şüpheyi ortadan kaldıran bir etkiye sahip değildir.
Davacının çalıştığı kurumun konumu, stratejik yapısı ve davacının görevi, davacının eşinin FETÖ terör örgütü ile bağlantısı sebebiyle mesleğinden ihraç edilmiş ve tutuklu olması da dikkate alındığında, davalı işverenin şüpheyi haklı kılan ciddi, önemli ve somut vakıaların varlığını ispat ettiği kabul edilmelidir. Somut olayda gerçekleşen şüphenin, davalı işverenin işçiye duyduğu güveni zedelediği ve işçiyi çalıştırmaya devam etmesinin mümkün olmadığı açıktır. Hal böyle olunca mahkemece feshin geçerli sebebe dayandığı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalıdır.” (9 Hukuk, 2021/10239 K.).
İkinci kararda ise FETÖ / PDY kapsamında gerçekleştirilen şüphe feshinin şartları Anayasa Mahkemesi kararıyla zorlaştırılmıştır.
“… Dairemizin 22.10.2018 tarihli ve 2018/6420 Esas, 2018/18773 Karar sayılı ilâmı ile; davacının iş sözleşmesinin 18.07.2016 tarihinde hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması gerekçesiyle feshedildiği, ancak davalı vekilinin cevap dilekçesindeki açıklamalarında davacının FETÖ/PDY ile bağlantısı tespit edildiğinden iş sözleşmesinin sona erdirildiğinin belirtildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından düzenlenen 29.05.2018 tarihli ve 2017/119100 Soruşturma numaralı dosyasında “…’ün şüpheli sıfatıyla yer aldığı, soruşturmanın derdest olduğu”nun belirtildiği, bu hâlde davalı savunmasına göre davacının FETÖ/PDY ile ilgi, iltisak ya da irtibatı bulunduğu konusunda davalı işveren açısından şüphe feshini gerektirir yeterli delil olduğu, terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna dair şüphe bulunan bir işçiyi çalıştırmaya devam etmenin, davalı işverenden beklenemeyeceği feshin, şüphe feshinin şartlarını taşıdığı ve geçerli nedene dayandığının anlaşıldığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 01.02.2023 tarihli ve 2018/37697 Başvuru numaralı kararında; başvurucu hakkındaki soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve başvurucunun terör örgütü ile organik bağı bulunduğuna dair yeterli delilin bulunmadığı, soruşturmanın takipsizlik ile sonuçlanması nedeniyle iş sözleşmesinin feshinin nasıl haklılaştırıldığının Yargıtayın verdiği kararda yer almadığı; bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesince, davacının Anayasa’nın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedildiği savunulmuş ise de bu konuda işverenlikten kaynaklı dosyaya bir delil sunulmadığı, davacı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/119100 Soruşturma, 2019/24500 Karar sayılı kararı ile; yapılan soruşturma sonucunda davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağları bulunduğuna dair kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığı, Bank Asyada bulunan hesaplarında örgüt liderinin talimatı ile gerçekleştiği değerlendirilebilecek herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, ilgili kararın itiraz üzerine sulh ceza hâkimliğince verilen itirazın reddi kararı ile kesinleştiği bu nedenle davalı işveren davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat yada iltisakına ilişkin kendilerinde oluşan şüpheyi makul delillerle ispatlayamadığı gerekçeleriyle işverence yapılan fesih geçersiz kabul edilerek davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı taraf, davacının iş sözleşmesini FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle feshedildiğini savunmuş ise de dosyada bu yönde herhangi bir delil bulunmadığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/119100 Soruşturma sayılı dosyasında davacı hakkında takipsizlik kararı verildiği, itiraz üzerine takipsizlik kararının kesinleştiği; bu durumda feshin geçerli nedene dayandığı ispat yükü üzerinde bulunan davalı işverence bu hususun ispatlanamadığı, davacının işe iadesine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanun ile dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir…” (9 Hukuk, 2024/4558 K.).

Şüphe feshinde kıdem tazminatı ödenir mi?
Şüphe feshi niteliği itibariyle bir fesih türü değildir. İş Kanunu’nda süreli fesih ve haklı nedenle derhal fesih şeklinde iki tür fesih olup şüphe feshi olsa olsa bir gerekçe olarak tanımlanabilir.
Dolayısıyla şüphe feshi süreli fesih ya da haklı nedenle derhal fesih şeklinde zuhur edebilir. Örneğin işçisinin hırsızlık yaptığı şüphesinde olan işveren onu kıdem tazminatı ödemeksizin İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi kapsamında işten çıkarabilir.
Başka bir işveren, FETÖ bağlantısının olduğunu düşündüğü işçisini İş Kanunu’nun 17’nci kapsamında kıdem tazminatını ödeyerek ve ihbar süresi kullandırarak işten çıkarabilir.
SONUÇ
Şüphe feshinin ne olduğunu yukarıda izah ettim. Şüphe feshine başvurulabilmesi için öncelikle ortada işçinin öyle bir fiili ya da durum olmalıdır ki; iş ilişkisinin devamı için gereken güven ortamını yıkacak derecede güçlü bir şüphe var olsun.
Bundan sonra işverenin bu fiilin ya da durumun aydınlatılması için elinden gelen her şeyi yapmış olması ve fakat kanıtlayamamış olması gerekir. İşte ancak iki temel şart sağlandıktan sonra işveren artık şüphe feshine başvurarak işçisinin iş akdini sona erdirebilir.
Şüphe feshine ilişkin özellikle terör örgütü FETÖ kapsamında gerçekleştirilen fesihlerde değişen Yargıtay yaklaşımını da yukarıdaki mahkeme kararlarında görebilirsiniz.
Bir soru bir cevap:
Şüphe feshinde ihbar tazminatı olur mu?
Şüphe feshini işveren yaptığına göre, farklı senaryolara göre cevap değişir. Eğer işverenin şüphe feshi 25/II kapsamında ise ihbar tazminatı olmaz; ancak fesih 17’nci madde kapsamında ise olabilir. Hangi gerekçeyle olursa olsun, fesih haksız ya da geçersiz ise ihbar tazminatı yine olur.







