Devlet Memurları Kanunu

Uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu açık mı?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda memurlar için öngörülen disiplin cezalarından ilk ikisi uyarma ve kınamadır. Teknik ve nitelik olarak birbirine benzeyen bu iki disiplin cezası için uzun süre yargı yolu kapalıydı. An itibariyle uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu açık mı?

Uyarma ve kınama cezasına itiraz ve iptal davası açma

Devlet memurlarına verilecek disiplin cezalarının düzenlendiği 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun (DMK) 125 ve davamı maddelerinde uyarma ve kınama cezaları da ele alınmıştır.

Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi anlamına gelen uyarma cezası ile görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi anlamına gelen kınama cezasının hangi durumlarda uygulanacağını şu yazımda kaleme almıştım: https://mustafabaysal.com/memur-disiplin-cezalari/

Kanun’un 125’inci maddesinde yazılı gerekçelerden birisine dayanılarak hakkında uyarma veya kınama cezası verilen memurun bu cezaya itiraz etmesi ya da dava açması son derece doğal bir hak olsa gerekir.

2010 anayasa değişikliği öncesi ve sonrası

Bu son derece doğal hak esasen 2010 senesine kadar yoktu. Hem de bu garabetin sebebi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ta kendisiydi. Anayasa’nın 129’uncu maddesinde uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamayacağı hüküm altında alınmıştı.

Bunlara da göz atmak isteyebilirsin.

Bu paralelde bir düzenleme de 657 sayılı DMK’nın 135’inci maddesinde uzun yıllar yer aldı ve burada da aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği ve fakat uyarma ve kınama cezaları için başvurulamayacağı ifade edildi.

Nihayet 2010 senesinde Anayasa’da yapılan değişiklikle yukarıdaki ifade kaldırıldı ve yerine “Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz” ifadesi getirildi.

Artık tüm disiplin cezalarına karşı yargı yolu açıktır

Anayasa değişikliğini müteakip 2011 yılında da DMK’nın 135’inci maddesi değiştirildi ve herhangi bir istisna sayılmaksızın disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği hüküm altına alındı.

Böylece Türkiye’de memurlar fiilen 2010 ve resmen 2011 yılından bu yana uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yoluna başvurabilmektedir.

İtiraz süreleri: idareye itiraz (7 gün) ve dava açma (60 gün)

Uyarma veya kınama cezası alan memurun 135’inci maddeye göre, cezanın kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde disiplin kuruluna itiraz etme hakkı vardır. Disiplin kurulu kararını, dilekçe ile karar eklerinin kurula ulaşmasından itibaren 30 gün içinde vermek zorundadır.

Memurun yaptığı itirazın kurul tarafından reddedilmesi halinde, bu kararın memura tebliğini takip eden 60 gün içinde memurun cezanın iptali için dava açması gerekir (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7’nci maddesi).

Bu konudaki bir Danıştay kararı son derece açıklayıcı bilgiler vermektedir:

“… İtiraz, ilgili personel hakkında verilen disiplin cezasının niteliğine göre disiplin kuruluna ya da yüksek disiplin kuruluna başvuru yolu olan ve kanunla tanınan (idari) bir haktır. Bu hakkın kullanımında;

a-) Yedi günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmeyen, ya da bu süre geçtikten sonra yapılan itirazın süresinde olmaması nedeniyle disiplin cezaları kesinleşir ve bu kesinleşme tarihinden itibaren 60 gün, yani (7+60=) 67 gün içerisinde dava açılması gerekir.

b-) Yedi günlük süre içinde yapılan itiraz hakkında itiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorunda olduklarından, ilgili personelin yedi günlük itiraz süresi ile itiraz merciin otuz günlük karar verme süreleri de (7+30) gözetilerek, itiraz üzerine verilen kararın ilgiliye tebliğ tarihinden itibaren dava açma süresi olan 60 gün içerisinde dava açılması gerekir.

c-) Yedi günlük süre içinde yapılan itiraz hakkında, itiraz mercileri otuz gün içinde kararlarını vermediği hallerde, bu süreyi (7+30) takip eden ve dava açma süresi olan 60 gün içerisinde kalan ve toplam (itiraz kararının ilgiliye tebliğ tarihide gözetilerek) 97 gün içerisinde dava açılması gerekir.

d-) İtiraz mercileri, otuz gün içinde itiraz hakkında bir karar vermemekle birlikte, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içerisinde kalan ve toplam (7+30+60=) 97 gün içerisinde, personelin itiraz dilekçesi ilgi tutularak bir karar verilmiş ise; bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekir…” (12. Daire, 2016/2851 K.).

Aşağıda, bu kararın tabloya dökülmüş halini bulabilirsiniz:

Memurun kurum içi itiraz durumuİdare mahkemesinde dava açma süresi
Disiplin cezasına itiraz etmemiştir.Disiplin cezasının memura tebliğinden itibaren 67 gün
Disiplin cezasına itiraz etmiştir. Kurul itiraz üzerine 30 gün içinde karar vermiştir.Kurulun kararının memura tebliğinden itibaren 60 gün
Disiplin cezasına itiraz etmiştir. Kurul 30 gün içinde herhangi bir karar vermemiştir.Disiplin cezasının memura tebliğinden itibaren 97 gün
Disiplin cezasına itiraz etmiştir. Kurul 30 gün içinde herhangi bir karar vermemiştir. 30 günlük süre geçtikten sonra müteakip 60 gün içinde bir karar vermiştir.Geç de olsa verilen kurul kararının memura tebliğinden itibaren 60 gün
Uyarma ve Kınama cezalarında idare mahkemesinde dava açma süreleri

Hangi mahkemede dava açılır? (İdare mahkemesi)

Memurun, hakkında uygulanan uyarma veya kınama cezasının iptali için dava açması gereken mahkeme idare mahkemesidir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 32’inci maddesine göre; yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Dolayısıyla davanın, memura uyarma veya kınama cezası veren yerdeki idare mahkemesinde açılması gerekir.

Dava açmadan önce üst disiplin kuruluna başvuru zorunlu mu?

Hayır, memurun uyarma ve kınama cezasının iptali için idare mahkemesinde dava açmadan önce disiplin kuruluna itirazda bulunması zorunlu değildir.

Memurun bu cezalara karşı disiplin kuruluna itiraz hakkı olduğunu ifade etmiştim; ancak bu her halde ve şartta kullanılmak zorunda olan bir hak değildir. Memur isterse kurum içinde itiraz müessesine başvurmaz ve süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilir. Bu itiraz hakkı memura verilen disiplin cezasının kurum içinde kesinleşip kesinleşmemesiyle ilgilidir.

Uyarma cezası için dava açmaya değer mi?

Evet, elbette uyarma veya kınama cezası için dava açmaya değer. Çünkü dava açılmadığında memurun bir konuda hatalı olduğu tescillenmiş olduğu gibi cezanın tekrarında daha ağır bir cezayla karşılaşmak ve görevde yükselme sınavlarında olumsuz etkilenmek de mümkündür.

Tekerrür halinde daha ağır ceza (aylıktan kesme) riski

Memurun aldığı disiplin cezasının sicilden silinme süresi içinde memur aynı fiilden bir daha ceza alacak olursa, bu defa bir ağır ceza uygulanır. Eğer farklı fiil ama aynı ceza söz konusu olursa, ikinci tekrarında bir ağır ceza uygulanır.

Memurun disiplin cezasının sicilden ne zaman silineceğini şu yazımdan öğrenebilirsiniz: https://mustafabaysal.com/memur-disiplin-cezasi-sicilden-silinme/

Görevde yükselme sınavlarına etkisi

Uyarma veya kınama cezası alan memurun görevde yükselme sınavlarına girip giremeyeceğini şu yazımda izah etmiştim: https://mustafabaysal.com/disiplin-cezasi-gorevde-yukselme/

O yazımdan da göreceğiniz üzere; kurumlar görevde yükselme sınav mevzuat metinlerine disiplin cezası almamak ile ilgili hükümler koyabilmektedir. Dolayısıyla, her kurumun kendi özel durumunun değerlendirilerek uyarma ve kınama cezalarının görevde yükselme sınavlarına etkisinin değerlendirilmesi gerekir.

SONUÇ

Uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu açık mı? Evet, hem de sonuna kadar açık. Burada yalnızca dava aça sürelerine dikkat etmek gerekir ki bu hak zayi olmasın.

Uyarma veya kınama cezasını küçümseyerek dava açmamayı düşünmek de hata olacaktır; çünkü hem bu cezaların tekerrürü söz konusu olursa daha ağır ceza uygulanabilir hem de görevde yükselme sınavlarına katılmak konusunda sorun yaşanabilir.

Mustafa Baysal

Eski İş Müfettişi, eski Muhasebe Denetmeni ve halen İç Denetçi. Lütfen, okuduğunuz bu yazının altına yorum yaparak sorularınızı iletmekten çekinmeyin. Yorumlarınızı tek tek okumaya ve tamamını cevaplamaya gayret ediyorum.

Bunlara da göz atmak isteyebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Merhaba benim bir sorum olacaktı. Şimdi küçük bir hastanede sözleşmeli personelim öğlen arası yemek yedikten sonra üstüme bir ağırlık çöktü ve bayılacak gibi oldum bende bu hal geçene kadar en yakın yere hastanenin emzirme odasına gidip uzandım bir tane arkadaş görüp tutanak tuttu ve hakkımda soruşturma açıldı sizce ne ceza alırım.

    1. Merhaba, kamu personeli misiniz? Öyleyse bu durum tamamen idarenin tutumuna, yaptığınız davranışın işe ve kuruma etkisine vs. bağlıdır. Buradan kesin bir şey söylemem mümkün olmaz.

Başa dön tuşu