İşçi ile işveren arasındaki ilişkinin iş görme ve ücret ödeme haricinde başkaca boyutları da vardır. İş ilişkisinin nasıl yürütüleceğini ortaya koyan bu düzenlemeler İş Kanunu ile belirlenmiştir. İşçinin işverenin müşterileriyle ilişkisi de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Peki, işçi müşteriden borç para isteyebilir mi? İşçinin müşteriden para alması mümkün müdür?
İçindekiler
İşçi ve işveren ilişkisi
Bir iş ilişkisinde işçinin esas borcu iş görmek olmakla beraber; işçinin ayrıca sadakat, dürüst ve güvenilir olma ve doğruluk gibi başkaca borçları da bulunur. Çünkü işçi her ne kadar yaptığı iş için ücret alıyor olsa da işveren için sadece yapılan iş değil, bunun nasıl yapıldığı da önemlidir.
İşçinin yaptığı işin niteliği hem ürün veya hizmetin kalitesini belirleyecek hem de işverenin itibarını etkileyecektir.
İşçinin müşteriden para alması
İşçinin müşteriden para alması konusunu ikiye ayırarak işlemek doğru olacaktır. Burada kastedilen para alma usulsüz bir işlemi ifade edebileceği gibi işçinin borç almasını da ifade edebilir.
İşçinin müşteriden yalan söyleyerek para alması
Buradaki ilk ihtimal, işçinin müşteriden tahsilat yapması şeklinde gerçekleşen ve aslında işçinin müşteriden işvereni adına aldığı parayı zimmetine geçirmesi anlamına gelen para almadır.
Bu durumdaki bir işçinin hem müşteriyi kandırdığı hem de işvereni aldattığı açıktır. Böyle olunca, müşteriden yalan söylemek suretiyle para alan işçinin iş akdinin İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi kapsamında haklı nedenle derhal feshedilebileceği söylenebilir.
Bu durum bir Yargıtay kararında şöyle belirtilmiştir:
“… İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının müşteri temsilcisi/cihaz uzmanı olarak çalıştığı, 11.07.2019 tarihinde işyerine gelen bir kadın müşterinin davacıdan T.T. hattı üzerinden taşınabilir wifi alma talebinde bulunduğu, davacının da talebe uygun T.T. sistemine girerek gerekli işlemleri yaptığı, yaptığı işin müşteriden para almasını gerektirecek bir işlem olmadığı, sistemin müşterinin ön ödeme yapmasına imkân vermediği ancak davacı tarafından ücret talep edilmesi üzerine müşterinin kredi kartı ile ödeme yapmak istediği, davacının pos cihazının bozuk olduğunu söyleyerek nakit olarak ücreti aldığı, kadın müşterinin sonradan eşi ile birlikte mağazaya geldiği, bu esnada davacının çalışmasının bitmiş olduğu ve şahsın mağaza müdürü ile görüştüğü, durumu anlatıp şikâyet dilekçesi yazdığı, aynı gün davacıya haber verilmesi üzerine davacının dükkana geldiği ve çekmecesinden almış olduğu parayı mağaza müdürüne teslim ettiği, işyerinde zaman zaman müşteriden ön ödeme istenen satışlar olduğu, ancak ön ödenmesi istenen satışların telefon ve tablet satışlarında olduğu, … sözleşmesinin feshine konu cihazın satışında ön ödeme istenmesi durumunun söz konusu olmadığı; zira satışlarda bilgisayar ekranından yapılırken sistemin ön ödeme olup olmayacağını bildirdiği ve ona göre işlem yapıldığı, davacının yıllardır bu işi yaptığı, cihazı satarken bilgisayar sisteminde ön ödeme olmayacağını görmüş olması gerektiği, davacının yapmış olduğu bu eylemin doğruluk ve bağlılığa uymayan giderek işverenin güvenini sarsıcı eylem olduğu; bu nedenlerle … sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedene dayalı olarak feshedildiği…
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın kendi tanıklarının beyanlarından davacının olay günü müşteriden ücret almasının gerekmediği, hatta bilgisayarın bu konuda uyarı verdiği gibi uzun yıllardır işyerinde çalışan davacının da bunu bilmesi gerektiği hâlde yapmış olduğu satış işleminden ücret aldığı, müşterinin davacıyı şikâyeti üzerine davacının ücret aldığını kabul ettiği ancak bedeli çekmecesinde tuttuğu, feshe konu yapılan bu eylemi doğruluk ve bağlılığa uymayan, işverenin güvenini sarsıcı nitelikte olup işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığının kabulü gerektiği…” (9 Hukuk, 2024/22 K.).

İşçinin müşteriden borç para alması
İşçinin müşteriden para alması hususunda ikinci ihtimal, bunun borç para olarak alınmasıdır. İşçinin genelde tek geçim kaynağı ücreti olup bu ücretin yeterli gelmediği ve işçinin mali sıkıntı içine düştüğü zamanlar olabilir. Böyle durumlarda, yaşanan mali sıkıntıyı aşmak için borçlanma yoluna gitmek de bir tercih olarak karşımıza çıkar.
Ancak işçinin müşteriden borç istemesi durumunda, bunun işverene de etkisi olacak ve bu husus işçinin özel hayatıyla ilgili olmaktan çıkacaktır.
Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere; işçinin müşterilerden borç alması işveren için geçerli fesih sebebi olabilecektir. Hele ki bu borç alma işlemi işçinin menfaat sağladığı ya da birilerini aldattığı durumlarla sonuçlanırsa, işverenin haklı fesih hakkı da gündeme gelecektir.
Yine de unutulmamalıdır ki; işçinin müşteriden borç para alması hayatın olağan akışına uygun olduğunda, objektif olarak değerlendirildiğinde kabul edilebilir bulunduğunda, bu eylemin illa ki fesihle sonuçlanması gerekmez. İşçinin müşteriden borç aldığı tespit edilirse, her somut olayın kendi içinde değerlendirilmesi ve ona göre karar verilmesi doğru olacaktır.
“… Dosya içerisinde sadece bir müşterinin şikayet dilekçesi mevcut olup, müşteri dilekçesinde davacının kendisinden borç para istemesi sebebi ile rahatsız olduğunu bildirip durumu işverene iletmiştir. Davacının mesai arkadaşlarından borç para istediğine dair dosyada herhangi bir delil de bulunmamaktadır.
İşveren açısından haklı fesih nedenleri 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. bendinde sayılmış olup iddiaya konu müşteriden borç para alma eylemi işçinin görevi ile ilgili olarak menfaat temini dışında haklı fesih nedenlerinden hiçbirine uygun değildir.
Davacının müşteriden borç para istemesi eylemi işyerinde olumsuzluklara neden olabileceğinden geçerli fesih nedeni sayılabilir ise de somut uyuşmazlıkta işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanmadığı kabul edilmeli ve davacının ihbar ve kıdem tazminatı istekleri karar altına alınmalıdır…” (9 Hukuk, 2019/21691 K.).
Yukarıdaki kararda işverenin haklı fesih nedeni yapması mümkün olmamış ve fakat işçinin borç para alması fesih için geçerli neden kabul edilmişti.
Aşağıdaki karardan da görüleceği üzere, müşterilerden borç alırken yalan söylenmesi durumunda, işvereni haklı nedenle derhal fesih hakkı da gündeme gelecektir:
“… D.. O.. beyanında … hanımın kendisini arayıp, davacının kendisinden borç para aldığını ve şirketin konaklama masraflarını ödeyip ödemediğini sorduğunu, davacıya bu durumu sorduğunda kendisine pantolonu yırtıldığından dolayı borç para aldığını ve bu durumdan utandığı için gerçek durumu söyleyemediğini belirttiğini ve kendisinin de bu durumu bölge müdürlüğüne ilettiğini beyan etmiştir. Hal böyle olunca, davacı konaklama masraflarının şirket tarafından ödendiğini bilmesine rağmen, bu hususu gerekçe göstererek şirketin müşterisinden borç para istediği , bu parayı süresinde alacaklısına ödemediği ve en önemlisi referansı ile borç para istediği … hanıma borç aldıktan sonra dahi haber vermediği , … Hanımın bu durumdan eczacının haber vermesi üzerine haberdar olduğu ve olayı şirket yetkililerine bildirdiği, şirketin olay nedeni ile zor duruma düştüğü ve itibar kaybına neden olduğu sabit olduğundan davacının tüm bu eylemleri ile doğruluk ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığı ve davalı işverenin olayda haklı nedenle tazminatsız olarak iş akdini feshetme hakkının doğduğunun kabul edilmesi gerekirken…” (7 Hukuk, 2014/4243 K.).

SONUÇ
İşçinin müşteriden para alması denince akla iki ihtimal gelecektir: İşçinin müşteriden yalan söyleyerek tahsilat yapması ya da işçinin müşteriden borç para alması.
İlkinde yani işçi müşteriyi aldatarak haksız kazanç elde ettiğinde, işverenin işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebileceği açıktır. Haklı fesih kavramı için şu yazıma göz atabilirsiniz: https://mustafabaysal.com/isci-ve-isveren-icin-hakli-fesih-rehberi/
İkincisinde ise işveren esas olarak süreli fesih yapabilecek, yani işçisine ihbar süresi kullandırarak ve kıdem tazminatı ödeyerek fesih yapabilecektir; ancak işçinin borç para alırken müşterilere yalan söylemesi durumunda işverenin haklı fesih hakkı da mahfuz olacaktır.






