Sosyal medya hayatımıza öyle bir girdi ki yemek, içmek, işe gitmek derecesinde sosyal hayatımızın bir parçası oldu. Evet, bu sosyallik içinde aynı zamanda biraz asosyallik de barındırıyor; fakat makalemin konusunu ilgilendiren tarafı, daha çok sosyalleşmeyle ve paylaşımlarımızın yüzlerce hatta binlerce kişiye ulaşabilmesiyle ilgili. O halde, memurun sosyal medyada hükümeti eleştirmesi nasıl değerlendirilmeli? Bu ifade özgürlüğü kapsamında mıdır yoksa memurun disiplin cezası almasına yol açar mı?
İçindekiler
657 sayılı Kanun madde 7: Tarafsızlık ve devlete bağlılık
Memurların tabi olduğu personel mevzuatı olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Tarafsızlık ve devlete bağlılık” başlıklı 7’nci maddesi memura önemli bir sorumluluk yükler.
Buna göre; devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken … siyasi düşünce … gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.
Göreceğiniz üzere 7’nci madde kapsamında memurun aşağıdakileri yapması yasaktır:
- Siyasi partiye üye olmak
- Siyasi parti yararına veya zararına davranışta bulunmak
- Bir kimse ya da zümre yararına veya zararına davranışta bulunmak
- Görevini ifa ederken siyasi düşünce nedeniyle ayrım yapmak
- Siyasi amaçlı beyanda bulunmak
Hükûmet ise ülkeyi yönetme hakkına sahip siyasi partiyi veya partileri ifade ettiğine göre, hemen yukarıda sayılan siyasi yasakların aynı zamanda hükumetle de ilgili olduğunu söylemek mümkün olsa gerekir.
“Siyasi partiye yarar sağlayıcı davranış” yasağı
Memura 7’nci madde kapsamında yasak olan davranışlardan birisi de “siyasi partiye yarar sağlamak” olarak belirlenmiştir.
Bu kavramın somut olarak ve her fiil için aynı şekilde yorumlanması mümkün değildir. Temel olarak; memurun göstermiş olduğu davranışın bir siyasi partiye fiilen yarar sağlamış olması beklenir. Bu konudaki iki farklı Danıştay kararı, siyasi partiye yarar sağlamak kavramını biraz daha netleşirmenizi sağlayabilir.
İlk kararda Danıştay; görevinde tarafsızlığını ihlal edici tavır ve eylemlerinin bulunduğuna ilişkin olarak bilgi ve belge olmadığı gibi demokratik eğilim dışına çıkan, şiddet içeren eylemlerde bulunduğuna ilişkin açık bir tespit de olmayan memurun, salt basın açıklamasına katılma eyleminin, 657 sayılı Kanun’un 125/D-(o) maddesinde düzenlenen “siyasi parti yararına fiilen faaliyette bulunmak” eylemi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığına hükmetmiştir (12. Daire, 2016/6344 K.).
İkinci kararda ise yüksek mahkeme; “Facebook” sosyal paylaşım platformunda, memurun kendi adına açtığı ve kendisine ait olduğunu doğruladığı herkese açık/aleni kişisel hesabında yaptığı paylaşımlarında, siyasi partilere ve siyasi partilerle ilişkili kişilere yönelik mesaj ve paylaşımların bulunduğu, davacının bu mesaj ve paylaşımlarında yer alan ifadelerin, eleştiri ve tahammül sınırları ile ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı gerekçesiyle, memurun bu davranışlarının siyasi partilerin faydasına veya zararına sonuç doğurabilecek nitelikte olduğuna hükmetmiştir (12. Daire, 2019/5839 K.)

Memurların siyasi eleştiri hakkı: Disiplin cezası
Memlekette yaşayan herkes ucundan bile olsa muhakkak siyasetle ilgilenir. Siyasete en uzak kimse için bile seçimlerde oy verme tercihi bir siyasi görüşün tezahürü olarak nitelendirilebilir.
Böyle olunca herkes kadar memurların da siyasi görüşünün olması beklenir ve hatta bu son derece doğal bir durumdur. Burada memurun siyasi eleştiri yapması hususunda sınır, yine hemen yukarıda izah ettiğim 657 sayılı Kanun’un 7’nci maddesi olacaktır.
Eleştiri yapmak memurlar dahil herkesin en doğal hakkı olsa da eleştirinin “bir siyasi parti yararına veya zararına davranış” derecesine varmaması gerektiği gibi eleştiri ile hakaret arasındaki sınıra da dikkat etmek gerekir.
Eleştiri mi, hakaret mi? Sınır nerede başlar?
Bu sınırı somut olarak çizmek kimsenin yapabileceği bir iş değildir. Uyuşmazlık konusu her olayın kendi içinde değerlendirilmesi ve buna göre karara varılması icap eder.
Şu Danıştay kararında eleştirinin sınırları belirlenmiş olup genel yaklaşımı tespit etmek için karardaki ifadeler yol gösterici olabilir: “… Demokratik bir toplumun gerekli temel şartlarından biri olan ifade özgürlüğünün incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu, kullanılan sözlerin eleştiri ve ifade özgürlüğü çerçevesinde söylendiği ve eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırını aşmadığı…” (İdari Dava Daireleri, 2020/2474 K.).
“Şok edici” fikirler memur için de serbest mi?
Yukarıdaki Danıştay kararında “şok edici” veya “şoke edici” fikir kavramının geçtiğine dikkat etmiş olmalısınız.
AİHM’e göre 10. maddenin ikinci paragrafı saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören ya da zararsız veya ilgisiz kabul edilen “bilgi” ve “fikirler” için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49; Von Hannover/Almanya (No. 2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 101).
Yukarıdaki AİHM hükmünden yola çıkarak şoke edici bilgi aşağıdaki gibi tanımlanabilir:
Şoke edici fikir; toplum tarafından genel kabul gören bilgilerin dışında yer alan ya da toplum tarafından zararsız görülen bilgilerden farklı olarak incitici ve endişelendirici nitelikteki bilgiler ile fikirlerdir.
Peki, şoke edici fikir memur için serbest mi? AİHM’e göre serbest olması gerekir; ancak kavramın son derece soyut ve sübjektif olduğu düşünüldüğünde, şoke edici fikir kapsamında neyin girip neyin girmediğini ayırt etmek çok zor olacaktır.

Hükümet politikalarını eleştirmek suç mu?
Hükümet politikalarını eleştirmek, eleştiri sınırları içinde kaldığı ve bir siyasi parti yararına veya zararına sonuç doğuracak nitelikte olmadığı müddetçe suç olmasa gerekir.
Aşağıdaki Danıştay kararında, bir imamın sosyal medya üzerinden yaptığı eleştiriler, siyasetle ilgilenme yasağının ihlali olarak görülmüş ve imam hakkında verilen disiplin cezası onaylanmıştır:
“… Şırnak ili, Uludere ilçesi, … Köyü Camii imam hatibi olarak görev yapan davacının, sosyal medya (Facebook) hesabı üzerinden 2015-2016 yıllarında muhtelif tarihlerde, iktidar partisini yeren ve açıkça siyasi eleştiri içeren yorumları ifade eden paylaşımlar yapmasının Diyanet İşleri Başkanlığı personeli olarak güvenilirliğine gölge düşürdüğü, bu tarz eylemlerini paylaşımları ile sosyal medya ortamında ve çevresinde duyurduğundan görevine son verildiği, davacının Uludere İlçe Jandarma Komutanlığı ile soruşturmacı tarafından alınan ifadelerinde söz konusu paylaşımların kendisi tarafından yapıldığına dair ikrar mahiyetindeki beyanları dikkate alındığında, davacının sosyal medya üzerinden siyasi propaganda yaptığı, siyasi söylem ve paylaşımlarda bulunduğu hususunun sübuta erdiği; bu durumda, din görevlisi olarak çalışan ve geniş bir sosyal çevrede tanınan davacının, yürüttüğü görevin önem ve özelliğini göz ardı ederek, 633 sayılı Kanun’un 25. maddesinde düzenlenen siyasetle ilgilenme yasağını ihlal eden tutum ve davranışlarda bulunduğunun sabit olduğu, dolayısıyla görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı…” (12. Daire, 2023/99
Kurumun iç işleyişini alenen eleştirmek (Basına bilgi verme yasağı)
Memurların sosyal medyada hükumet eleştirisi yaparken bazen kurum içi bilgileri de paylaştıkları görülür. Hâlbuki 657 sayılı DMK’nın 15’inci maddesinde; devlet memurlarının, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremeyeceği, bu konuda gerekli bilginin ancak bakanın yetkili kılacağı görevli illerde valiler veya yetkili kılacağı görevliler tarafından verilebileceği kural getirilmiştir.
Memurun sosyal medya üzerinden eleştiri yaparken, kamu görevi sayesinde haberdar olduğu bir bilgiyi kullanması da basına bilgi verme yasağı kapsamında değerlendirilebilecektir.
Memurun sosyal medya üzerinden yaptığı ve kamu görevini ilgilendiren her demeç otomatik olarak basına bilgi verme yasağı kapsamında değerlendirilmez. Aşağıdaki Danıştay kararında da görüleceği üzere, bu davranışın belirli şartlar altında yapılması gerekir:
“… Memur hakkında … ve … tarihinde yapılan haberlerin davacının bilinçli olarak basına demeç vermesi sonucu yapıldığı hususu yapılan soruşturma sonucunda ortaya konulamamıştır. Ayrıca, haberlerin kaynağının davacının basına verdiği demeç olduğu kabul edilse dahi, haberlerin içeriği incelendiğinde davacının söylediği iddia edilen ifadelerin kamu göreviyle ilgili olmadığı, bir başka deyişle söz konusu bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmasının ifa edilen kamu hizmetinin yürütülmesini aksatacak, idarenin faaliyetlerini zorlaştıracak nitelikte olmadığı ve dolayısıyla disiplin cezasını gerektirecek her hangi bir kuralı ihlal etmediği de açıktır” (12. Daire, 2014/700 K.).
Beğeni (like) ve retweet yapmak ceza gerektirir mi?
Sosyal medyada başkalarının yaptığı paylaşımlara verilen tepkiler, sosyal medya platformunun kendi diline göre farklılık gösterir. Facebook’ta ya da Instagram’da göndriler beğenilirken, X platformunda retweet edilir. Linkedin’de beğeni yapılırken Pinterest’te gönderi pinlenir.
Bütün bu eylemlerin bir amacı vardır ve çoğu zaman bu eylemler “beğendim”, “beğenmedim”, “çok iyi”, “buna katılıyorum”, “çok kötü” gibi anlamlara gelir.
Memurun sosyal medyada herhangi bir gönderi oluşturmaması ve fakat mevcutta hükumeti eleştiren bir gönderiyi beğenmesi ya da retweet etmesi ya da paylaşması durumunda ne olur?
Kanaatimce bir sosyal medya gönderisini beğenmiş olmak ya da onu yeniden paylaşmak tek başına, disiplin cezasının gerekçesini oluşturmaz. Çünkü bu eylem yanlışlıkla meydana gelebilecek düzeyde ve bunun farkına varılamayacak derecede küçük bir eylem olarak görülebilir. Ayrıca bir gönderiyi beğenmek ya da paylaşmak, muhakkak onunla aynı fikirde olmak anlamına da gelmeyebilir.
Yine de bu tür sosyal medya beğenilerinin ya da yeniden paylaşmalarının, memur hakkında yürütülen bir disiplin soruşturmasında, başkaca iddialara ek delil olabileceğini düşünüyorum.
Emsal kararlar: Sosyal medyada paylaşım yapan memurlara verilen disiplin cezaları
Bir kararında Danıştay; memurun ”Facebook” adlı sosyal medya sitesinde, polis memurlarının çalışma saatlerine ilişkin bir paylaşıma yaptığı disiplin cezasına konu yorumun; ifade özgürlüğü kapsamında, 8/24 çalışma sistemi hakkındaki duygu ve düşüncelerin ifade edilmesi niteliğinde genel bir değerlendirmeden ibaret olduğu kanaatine varmış, amir ve üstlerin somut bir eyleminin ya da işleminin eleştirilmediği görüşüyle davacının, ”görev içinde ya da dışında amir ya da üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak” fiilini işlediği gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık olmadığına hükmetmiştir (5. Daire, 2019/4270 K.).
Başka bir kararında Danıştay; memurun sosyal medya (Facebook) hesabından yaptığı paylaşımların öğrenilmesi üzerine devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırıldığını; söz konusu paylaşımların siyasi ve ideolojik propaganda mahiyetinde olduğunu; davacının anılan paylaşımlarının ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını, anılan paylaşımların siyasi ve ideolojik propaganda mahiyetinde olduğunu ifade etmiş ve memurun sosyal medya paylaşımlarının nitelik ve ağırlığı itibarıyla 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendinde sayılan fiillerle benzer mahiyette olduğu sonucuna ulaşmıştır (12. Daire, 2024/5847 K.).
SONUÇ
Memurun sosyal medyada hükumeti eleştirmesi konusunu tüm ayrıntılarıyla ele aldım ve bu konudaki kanaatimi de Danıştay kararlarını de ekleyerek belirttim.
Bu hususta şunu son olarak hatırlatmak isterim ki; sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar sebebiyle memurlara verilen disiplin cezaları için “doğru” veya “yanlış” ya da “iptal edilir” veya “onaylanır” gibi peşin hükümler vermek mümkün değildir.
Her somut vaka kendi içinde değerlendirilecek ve yazımda belirttiğim ölçütlere göre mahkemece bir sonuca varılacaktır.
Benzer şekilde işçinin sosyal medya kullanımını incelediğim yazıma göz atmak isterseniz, şu bağlantıya tıklayabilirsiniz: https://mustafabaysal.com/isci-sosyal-medya/







