İşçinin görev ve sorumlulukları arasında, işini doğruluk ve bağlılığa uygun olarak yapmak da gelir. Bir başka deyişle işçinin yalnızca işi ifa etmesi değil, bunu iş sözleşmesi ve İş Kanunu’nun emredici hükümleri kapsamında da yerine getirmesi icap eder. İşçinin ehliyetine el konulduğunda, bunun iş akdine etkisi olabileceği gibi hiçbir etkisi de olmayabilir. Gelin, işçinin ehliyetine el konulması durumunun iş akdine etkisine göz atalım.
İçindekiler
İşçinin ehliyetine el konulması
Sürücü belgelerine hangi hallerde el konulacağı Karayolları Trafik Kanunu’nda ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde belirlenmiş olup hangi sebeple olursa olsun, işçinin ehliyetine el konulması mümkün olabilir.
İşçinin ehliyetine el konulmasının iş akdine bir etkisi olup olmayacağı ise belirli şartların bir arada bulunmasına bağlıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bu Kanuna bağlı mevzuat bir yaptırım türü olarak sürücü belgesine el koyma hallerini beş başlıkta düzenlenmiştir. Özetlemek gerekirse, yasal sınırların üzerinde alkollü araç kullanma, uyuşturucu etkisinde araç kullanma, hız sınırlarını birkaç kez aşma, belli bir ceza puanını aşma ve ölümlü trafik kazasına asli kusurla sebebiyet verme hallerinde sürücü belgesine el konulmaktadır: https://sicil.mess.org.tr/Media/Uploads/sicil18-232-243.pdf
Şoför olan işçinin ehliyetine el konulması
İlk ihtimal, ehliyetine el konulan işçinin araç kullanmakla ilgili bir iş yapıyor olmasıdır. Bu işçi bir ilaç mümessili olabileceği gibi, dolmuş şoförü ya da kamyon şoförü olabilir.
Hangisi olursa olsun, işi araç kullanmak olan işçinin ehliyetin el konulduğunda, işverenin buna katlanmasını beklemek doğru olmaz. Aşağıdaki Yargıtay kararında, ehliyetine el koyulan ilaç mümessilinin iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayandığı ifade edilmiştir:
“… Davacı, davalı işyerinde tıbbi tanıtım mümessili olarak çalışmakta iken toplantı dönüşü alkollü araç kullanmış ve ehliyetine el konulmuştur. Davacı bu durumu amirlerine bildirmemiş ve ehliyetsiz araç kullanmaya devam etmiştir. Davacının ehliyetine altı ay el konulması nedeniyle geniş bir bölgede yaptığı ilaç temsilciliği görevini gereği gibi yerine getiremeyeceği açıktır. Davacının kusuru ile sebep olduğu bu durum işin yürütümünü bozucu nitelikte olup işverenden davacı ile iş ilişkisini yürütmesi beklenemez. Davacının eylemi fesih için haklı neden ağırlığında değil ise de, geçerli neden teşkil etmektedir. Bu nedenle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” (22 Hukuk, 2013/1629 K.).
Bir başka kararda da benzer ifadeler yer almaktadır:
“… Somut uyuşmazlıkta, davacının davalı şirketin tahsis ettiği araç ile 10.06.2009 tarihinde yapılan kontrollerde alkollü araç kullandığından dolayı sürücü belgesine 6 ay boyunca el konulduğu, davacının 6 ay süre ile ehliyetine el konulması nedeniyle geniş bir bölgede yaptığı ilaç temsilciliği görevini gereği gibi yerine getiremeyeceği, açıktır. Davacının kusuru ile sebep olduğu bu durum işin yürütümünü bozucu nitelikte olup fesih için geçerli neden teşkil etmektedir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır…” (22 Hukuk, 2012/127 K.).
Ancak bir başka kararda, ehliyetine el konulduğunu işverenden gizleyen ilaç mümessilinin iş akdinin haklı nedenle feshedilmesi Yargıtay tarafından uygun bulunmuştur:
“… Somut olayda, davacının 07.01.2010 tarihinde saat 21:00 civarında işverene ait aracı alkollü olarak kullandığının trafik görevlilerince belirlendiği ve ehliyetine 6 ay süre ile el konulduğu davacının da kabulünde olup taraflar arasında tartışmasızdır. Bu durumu öğrenen işveren 14.01.2010 tarihinde davacının savunmasını almış olup, davacı savunmasında alkollü olarak işverene ait aracı kullandığını kabul etmiş ve ehliyetine el konulduğunu uygun zaman bulamadığı için işverene bildiremediğini, ancak en kısa zamanda işverene durumu bildirmeyi düşündüğünü ve durumdan son derece üzgün olduğunu belirtmiştir. Tıbbi tanıtım elemanı olarak çalışan davacının yaptığı iş gereği araç kullanmak zorunda olması nedeniyle, ehliyetine el konulduğunu en kısa zamanda işverene bildirmesi gerektiği gibi, mesai saati dışında işverene ait aracı alkollü olarak kullanması ve bu şekilde ehliyetine 6 ay süreyle el konulmasına neden olması ve bu durumu işverenden gizlemesi işçinin doğruluk ve bağlılığına aykırı davranış olup, bu durum işveren açısından haklı fesih nedenidir…” (7 Hukuk, 2013/21177 K.).

Ehliyetine el koyulan işçinin başka görevde değerlendirilmesi
Feshin son çare olması ilkesi; işverenin işçiyi hemen işten çıkarmak yerine alternatif çözümler araması gerektiği anlamına gelen bir ilkedir. Böylece işveren işçinin iş sözleşmesini feshetmemek için adeta gayret göstermekte ve fakat fesihten başka çare kalmadığında, iş akdini feshetmektedir.
İşte ehliyetine el koyulan işçinin başka bir pozisyonda veya görevde değerlendirilmesi mümkünse, Yargıtay’a göre işçinin öncelikle bu görevde değerlendirilmesi ve feshe son çare olarak başvurulması gerekir:
“… Mahkemece, iş görme ediminin ortadan kalktığı ve işveren feshinin haklı olduğu düşüncesi ile sonuca gidilmiş ise de; davacının aynı durumdaki işçilere farklı uygulama yapıldığı yönündeki iddiası ile feshin son çare olması ilkesi doğrultusunda işçinin başka bir görevde istihdam edilebilme imkânının olup olmadığı araştırılmaksızın hüküm kurulması hatalıdır. İddia ve savunma toplanacak delillerle birlikte değerlendirilmeli, davacının başka bir görevde istihdam edilebilme imkânı yok ise işçinin iş yerinden kaynaklanmayan bir nedenle 1 haftadan fazla süre ile davalı iş yerinde çalışmasına engel bir durumun çıktığı ve 4857 sayılı İş Kanununun 25/III numaralı bendi uyarınca işverenin derhal fesih hakkı olduğu ancak, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi uyarınca kıdem tazminatının ödenmesi gerektiği gözetilmelidir…” (9 Hukuk, 2013/29026 K.).

İşçinin ehliyetine el konulması halinde fesih türü
Buraya kadar yazılanlar son derece açık olsa da özellikle fesih türü hakkında kafanızın karışmış olması muhtemel. Öyle ki; şu ana kadar üç farklı fesih türünden bahsettim:
- Geçerli nedene dayanan fesih (İş Kanunu Madde 18)
- Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle haklı nedene dayanan derhal fesih (İş Kanunu Madde 25/II)
- Zorlayıcı sebeplerle haklı nedenle derhal fesih (İş Kanunu madde 25/III)
Yargıtay kararlarında da görülmektedir ki; işçinin ehliyetine el konulması durumunda bu üç feshin de gerçekleşmesi mümkündür.
Öyle ki; örneğin işini yaparken alkollü olarak şirket aracını süren ve bu nedenle ehliyetine el konulan işçi, İş Kanunu’nun 25/II-ı maddesi kapsamında ve işin güvenliğini tehlikeye düşürdüğü için haklı nedenle derhal işten çıkarılabilir ve kıdem tazminatı hakkını yitirir.
Başka bir durumda, örneğin özel hayatında alkollü olarak araç kullanan ve bu nedenle ehliyetine el konulan ilaç mümessili, işini bir haftadan uzun bir süre yapamayacağı için, zorlayıcı sebepler nedeniyle iş akdi haklı nedenle derhal sona erdirilerek ancak kıdem tazminatı ödenerek işten çıkarılabilecektir.
Yine başka bir örnekte; özel hayatında ehliyetine el konulan ve normalde işyerinde araç kullanan bir işçi, eğer başka bir görevde değerlendirilme imkânı yoksa ve feshe son çare olarak başvurulmuşsa, geçerli nedenle işten çıkarılabilecek ve hem ihbar süresi kullanacak hem de kıdem tazminatı hak edecektir.

SONUÇ
İşçinin ehliyetine el koyulmasının her işçi için ve her durumda aynı ve sabit bir sonucu olmaz. Ehliyete neden el koyulduğu, işçi çalışırken mi yoksa özel hayatında mı el konulduğu, işçinin esas görevinin ne olduğu, ehliyetsiz olarak başka bir görevde çalıştırılıp çalıştırılamayacağı gibi birçok husus sonucu belirleyecektir.
Fakat şunu söylemek yanlış olmayacaktır ki; ehliyetine el konulan işçinin işyerinde araç kullanmak gibi bir görevi yoksa, ehliyetine özel hayatında araç kullandığı esnada el konulmuşsa ve bu durumun işyerine bir etkisi yoksa bu işçinin sırf ehliyetine el konulduğu için işten çıkarılması mümkün değildir.







