Çalışma Koşulları

İşveren işçiyi aşı olmaya zorlayabilir mi?

Aşı olmak ya da olmamak… İşte bütün mesele bu! Koronavirüs nedeniyle yaşanan pandemi sürecinde gelinen noktada, bu virüse karşı mücadelenin esas aracı aşı oldu. Ancak bazı işçiler aşı olmak istemezken, bazı işverenler de işçilerini aşı olmaya zorlayabiliyor. O halde şu sorunun cevabını birlikte bulalım: İşveren işçiyi aşı olmaya zorlayabilir mi?

Koronavirüs’ün çalışma hayatına etkisi

Uzun süredir devam eden koronavirüs salgını, çalışma hayatımızı derinden etkiledi. Çalışma hayatının temel taşları olan işçi ve işveren de haliyle bu etkiden uzak kalamadı.

Birçok işyeri kapanmak zorunda kalırken, istisnai bazı sektörlerde üretim ve satış miktarları ile istihdam sayıları da arttı.

Kısa çalışma ödeneğinin devreye girmesiyle birlikte, hem işverenler hem de işçiler biraz nefes alabildi. Bunun haricinde devlet makamlarınca çeşitli destekler ve krediler sağlanarak, işverenlerin ayakta kalmasının sağlanmasına çalışıldı.

Covid 19 mücadelede işyerlerinin yapması gerekenlere ait ve ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) tarafından yayımlanan “koronavirüsten korunmaya yönelik kontrol listesi” pandeminin çalışma hayatına etkisinin önemli göstergelerinden birisi olsa gerek: https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/—europe/—ro-geneva/—ilo-ankara/documents/publication/wcms_752130.pdf

Benzer şekilde WHO (Dünya Sağlık Örgütü) de işyerlerinde koronavirüs önlemlerine dair değerli dokümanlar yayımlamaktadır: https://www.who.int/news-room/q-a-detail/coronavirus-disease-covid-19-health-and-safety-in-the-workplace

Sağlık Bakanlığının yayımladığı bilgilere ise şuradan ulaşabilirsiniz: https://khgmcalisanhaklaridb.saglik.gov.tr/TR-65015/kapali-isyeri–ofislerde-covid-19-icin-alinacak-onlemler.html

koronavirüs aşısı olmak istemeyen işçi

Koronavirüs aşıları

Öncelikle aşılar hakkında bilgi almak için şu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz: https://tr.wikipedia.org/wiki/COVID-19_a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1

Aslında aşıyı tüm dünya olarak, özellikle salgının başlarında hevesle ve aceleyle bekledik. Bu bekleme uzadıkça umutsuzluğa kapıldık ve bir an önce aşının bulunması için hep beraber dua ettik.

Ancak ne olduysa, aşı bulunduktan sonra oldu ve nedense birtakım insanlar aşı karşıtı olmaya başladı. Herkesin düşüncesine saygı duymakla beraber, bu kadar yetkilinin açıklamalarını dikkate almak yerine, kulaktan duyma bilgilere itibar edilmesini anlayamıyorum.

Yine de yazının konusu bu değil ve aşı ile ilgili düşüncemin dışında, yalnızca mevzuat yönünden işçi ve işverenin koronavirüs aşısı karşısındaki durumunu değerlendirmeye çalışacağım.

Covid 19 aşısı olmak istemeyen işçi

Aşı olmak ya da olmamak herhangi bir kimse için elbette bir tercih meselesidir. Çünkü kişinin vücuda ona aittir ve örneğin bir tedaviyi almak ya da reddetmek hakkı dahi, herkesin en temel haklarından birisidir.

Bu temel hakkın son zamanlarda tartışmaya açılma nedeni ise, pandemi gibi küresel bir salgının mevcut olması ve aşı olmayanların sağlık sistemine ve diğer insanlara vereceği zararın önüne geçilmek istenmesi olsa gerek.

İşçi olarak adlandırılan kimse; çalışma hayatı dışında bir baba, anne, kardeş ya da arkadaş olabilir. Bunun anlamı, işçinin birden fazla kimliğinin olacağı ve haliyle bir karar verirken, onun yalnızca “işçi” sıfatının esas alınmaması gerektiğidir.

Yani bir kimsenin işçi olması, işverene onun hakkında sınırsız hareket kabiliyeti ve özgürlüğü vermez. İşveren işçisini, ona ücret ödediği için, her türlü şeyi yapmaya zorlayamaz.

Fakat işverenin de “yönetim hakkı” kapsamında birtakım hakları vardır ki; işçinin de işverenin bu kapsamda getirdiği kurallara uyması beklenir.

işyerinde zorunlu covid aşısı

İşverenin yönetim hakkı

İşverenin yönetim hakkı, mevzuatın kendisine tanıdığı haklar çerçevesinde, işyerindeki kuralları işverenin belirlemek hakkına sahip olmasıdır.

Kanunlarla ve diğer mevzuatla getirilen temel kurallar işvereni bağlar ve fakat işverene hareket kabiliyeti sunulan alanlarda da işverenin karar alabilmesi beklenir.

Örneğin işverenin işçisini ulusal bayram ve genel tatil gününde çalıştırmaması beklenirken, kanunun ona verdiği yetki, gerekirse ve işçisinin de rızası olursa, bu günlerde çalışma yapılmasına onay verir. O halde işverenin yönetim hakkı ona, gerektiğinde örneğin bayram gününde de çalışma yaptırma hakkını verecektir.

İşçinin zorunlu aşı olması konusu da yönetim hakkı kapsamında değerlendirilebilecek konulardan birisidir.

İşveren işçiyi aşıya nasıl zorlayabilir?

Uygulamada işveren bunu iki şekilde yapmaktadır. İlkinde işveren işçilerinden koronavirüs aşılarını tamamlamalarını talep eder ve aşı olmayanları işten çıkarma yoluna gider.

İkincisinde ise işveren işçilerinden koronavirüs aşılarını tamamlamalarını ister ve olmayanlardan haftanın birkaç gününde PCR testi talep eder ve bu testi yaptırmayanı işten çıkarma yoluna gider.

Her iki durumda da aslında işveren işçisini aşı olmaya zorlamaktadır; ancak ilk yöntemin ikinci yöntemden daha sert olduğu tartışmasız şekilde ortadadır.

Yasalarda aşı olma zorunluluğu

Ne 4857 sayılı İş Kanunu’nda ne başkaca bir mevzuatta, işçinin aşı olma zorunluluğu ile ilgili bir hüküm bulunur.

Çünkü pandemi süreci, belki yüzyılda bir meydana gelen bir vakadır ve haliyle böyle bir durum mevzuatta öngörülmemiştir.

Yargıtay kararlarında aşı zorunluluğu

Benzer şekilde Yargıtay kararlarında da pandemi dönemlerinde aşı zorunluluğuna ilişkin bir hüküm bulunmaz.

Yargıtay’ın bir konuyu incelemesi için, o konunun işçi ve işveren arasında uyuşmazlık konusu olması ve mahkemeye taşınması gerekir ki; mevcut durumda bu uyuşmazlıkların henüz görülmeye başlandığı düşünüldüğünde, Yargıtay konuya ilişkin ilk kararlarını en erken birkaç yıl sonra vermeye başlayacaktır.

İşçinin Covid 19 aşısı nedeniyle işten ayrılması

İşveren tarafından aşıya zorlandığı gerekçesiyle haklı fesih yapmak isteyen bir işçi, İş Kanunu’nun 24’üncü maddesi kapsamında bir hükme dayanmalıdır ki; kıdem tazminatı alma hakkına sahip olduğu gibi ihbar süresini çalışmak zorunda da kalmasın.

Diğer türlü işçi, haklı bir fesih nedeni bulmadan işten ayrılırsa kıdem tazminatı hakkını yitireceği gibi, işverene ihbar tazminatı ödemek zorunda da kalacaktır.

O halde işçinin burada haklı fesih için dayanacağı kanun maddesi hangisidir? Zannımca, tam olarak uymasa bile, işçi ancak 24/II-f kapsamında “çalışma şartlarının uygulanmadığı” gerekçesiyle haklı fesih yapabilmesi mümkün olabilir.

Ancak bu fesih işçiyi haklı ne de haksız yapacaktır ki; bunun nedenini birazdan açıklayacağım.

aşı olmayan işçinin çıkarılması

İşverenin aşı olmayan işçiyi çıkarması

Benzer şekilde, işveren de aşı olmak istemeyen işçiyi işten çıkarmak isteyebilir. Bunun için işveren bir haklı fesih nedenine dayanmalıdır ki; işçisine kıdem tazminatı ödemek zorunda kalmasın ve onu derhal işten çıkarabilsin.

Aşı olmak istemeyen işçisini işten çıkaracak olan bir işverenin dayanak olarak kullanabileceği en akla yatkın madde İş Kanunu’nun 25/II-ı kapsamında “İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi” olacaktır. Ancak bu fesih de işvereni ne haklı ne de haksız yapacaktır.

Aşı konusunda işçi mi işveren mi haklı?

İş Kanunu uygulamasına ait bazı konuların cevabı bulunmayabilir. Çünkü iş mevzuatı uygulaması dinamik bir özellik arz eder ve adeta Yargıtay kararlarıyla zaman içinde gelişir ve güncellenir.

Tam bu noktada hiç kimse; aşı olmak istemeyen işçiyi işverenin tazminatsız çıkarabileceğini ya da çıkaramayacağını kesin olarak söyleyemez.

Tersine işçinin aşıya zorlanması nedeniyle haklı fesih hakkının olduğu ya da olmadığı da kesin olarak iddia edilemez.

Aşı olmak istemeyen işçi nasıl çıkarılmalı?

Burada ben ancak “kanaatimi” söyleyebilirim. Bu kapsamda benim işverenlere tavsiyem, aşı olmak istemeyen bir işçi ile çalışmak istemiyorlarsa, haklı fesih yapmak yerine geçerli nedene dayanan fesih yapmaları yönündedir.

Haklı fesih ve geçerli fesih arasındaki farkı şu yazılarımda bulabilirsiniz:

https://mustafabaysal.com/derhal-fesih-nedir/

https://mustafabaysal.com/gecerli-ve-gecersiz-fesih-ne-demektir/

Bunun anlamı; işçinin varsa kıdem tazminatını ödeyerek ve ona ihbar süresi kullandırarak, işçiyi işten çıkarmaktır. Böylece hem işçinin mağdur olmasının  önüne geçilecek hem de işveren işçisini işten çıkarmış olacaktır.

Böyle bir durumda bile işçinin işe iade başvurusu yapma hakkı elbette olacaktır; fakat bu riski göze almak gerekebilir.

Aşı olmak istemeyen işçi ile ikale sözleşmesi

Aslında daha kesin ve net bir çözüm vardır ve bu çözümün adı “ikale”dir. İkale sözleşmesinin ne olduğunu daha önce açıklamıştım: https://mustafabaysal.com/ikale-sozlesmesi-nedir-sonuclari-nelerdir/

İkale sözleşmesinin özelliği; tarafların anlaşması halinde, uzlaşmazlığın mahkemeye taşınmasının mümkün olmamasıdır.

Yani aşı olmak istemeyen işçi ile aşısız işçi ile çalışmak istemeyen işveren anlaşabilirlerse, ikale sözleşmesi düzenleyebilir ve böylece sorunsuzca iş akdini sonlandırma şansına sahip olabilir.

işçi aşı olmak zorunda mı?

SONUÇ

Eğer internette ya da gazetede, bir uzmanın “aşı olmayan işçinin tazminatsız çıkarılabileceğini” yazdığını gördüyseniz, lütfen bunu dikkate almayın.

Benzer şekilde bir başka uzman “aşı olmak istemeyen işçinin tazminatsız çıkarılamayacağını” yazmışsa, bunu da dikkate almayın.

Biraz Nasreddin hocanın “sen de haklısın” hikayesine benzediğini biliyorum; ama durum tam olarak böyle. Çünkü herkes kendi görüşünü söylemekte özgür olsa da bu konuda son noktayı Yargıtay söyleyecektir.

Yüzyılda bir karşılaşılan böyle bir durumda; aşı olma tercihi ya da zorunluluğunu Yargıtay ileride değerlendirecek ve İş Kanunu kapsamında ortaya bir içtihat çıkaracaktır.

Ancak bu olana kadar, itidalli davranmakta ve genel yaklaşıma uymakta yarar vardır. İş Kanunu asıl uzmanlık alanı olan birisi olarak, ben bile aşı ile ilgili sorulan sorulara net bir cevap vermekten kaçınıyorum.

Şahsi tavsiyem ise; herkesin aşısını olması yönündedir. Unutmayın ki aşı olmak sadece sizin tercihinizle ilgili bir durum değildir; bu karar yoğun bakımların doluluk oranını, sağlık personelinin mesleki yorgunluğunu, koranavirüsü başkalarına bulaştırma riskini ve ödenen vergilerin harcanacağı alanları etkileyecektir.

Covid 19 döneminde işçinin fesih hakkını yazdığım bir başka yazıma göz atmak isterseniz, şu bağlantıya tıklayabilirsiniz: https://mustafabaysal.com/korona-virus-isci-maas-fesih/

Güncelleme: Yazıyı kalem aldıktan sadece 1 gün sonra 03/09/2021 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bir yazı yayımladı ve Covid-19 aşısını tamamlamayan işçilerden, işverenlerin haftada 1 defa PCR testi isteme hakkı olduğunu ilan etti:

https://www.csgb.gov.tr/duyurular/is-yerlerinde-covid-19-tedbirleri/

Böyle bir uygulamayı şahsen desteklesem de açıkçası Bakanlığın böyle bir yetkisinin olmadığı kanaatindeyim. İşçilerden PCR testi talep edilebilmesinin önünü açmak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yetkisi kapsamında değildir. Ancak pandemi şartları göz önüne alındığında, aşı olmayı destekleyen böyle bir uygulamanın faydalı olduğuna da inanıyorum.

Mustafa BAYSAL

Sizin için doğru ve değerli bilgiyi paylaşmaya çalışıyorum. Bu yazı gerçekten işinize yaradıysa ve teşekkür etmek istiyorsanız, yapmanız gereken tek şey onu PAYLAŞMAK. Nasıl mı? Hemen üste bakın :)

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Merhabalar, Anayasanın 17 maddesi gereği;
    Madde 17 – Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.

    Kişiler aşı zorunlu tutulmaz, tutulması için Konunda açıkça yazılması gerekmektedir diye düşünüyorum sizin bu konun maddesi hakkında düşüncenizi merak ediyorum.

    1. Murat bey sorduğunuz sorunun cevabı şu anda kanaatimce yok. Çünkü bir yandan temel insan hak ve hürriyetleri varken diğer yandan toplumsal sağlığı ilgilendiren bir pandemi söz konusu. Sizin mantığınızın yanlış olduğunu söyleyemem; ama sonuca ulaşmak bakımından oldukça nakıs olduğunu söyleyebilirim. Çok daha fazla boyutlu bir değerlendirme gerekecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu