SGK

Hizmet tespit davasının alacak davasına etkisi

Hizmet tespit davası ile işçi alacak davası farklı kavramlardır; ancak iki dava türünün de birbiriyle ilişkisi vardır. Bu yazıda, hizmet tespit davasının alacak davasına etkisine bakalım ve doğurduğu sonuçları ele alalım.

Hizmet tespit davası nedir?

Hizmet tespit davası; kayıt dışı çalıştırılan işçinin, Sosyal Güvenlik Kurumu’na işveren tarafından bildirilmeyen bu sürelerinin tespit edilmesi ve prim olarak sayılması için açtığı bir dava türüdür.

Bir başka deyişle; sigortasız çalıştırılan biri işçi, hizmet tespit davası açar ve davayı kazanırsa, sigortasız günlerini prim olarak kayıt altına almış olur.

Üstelik hizmet tespit davasını açmak için işçinin sürekli sigortasız çalışmış olması da gerekmez ve işçinin arada bildirilmeyen sigortaları için de dava açma hakkı vardır.

hizmet tespit davasının bekletici mesele olması

Hizmet tespit davası açma süresi

Açıkçası bu konu çok karışıktır ve birkaç cümlede özetlemek çok zor olur. Bu nedenle, hizmet tespit davasının tabi olduğu hak düşürücü süreyi izah ettiğim şu yazıma göz atabilirsiniz: https://mustafabaysal.com/sigorta-hizmet-tespit-davasinda-hak-dusurucu-sureler/

İşçi alacak davaları

İşçi alacak davaları ise; İş Kanunu’na tabi olarak çalışan bir işçinin, kanun gereği sahip olduğu ve alamadığı hakları için açtığı bir dava türüdür. En temel çeşitleriyle, işçi alacak davasına konu olan alacak çeşitlerinden bazıları şunlardır:

  • Ücret alacağı
  • Kıdem tazminatı
  • İhbar tazminatı
  • Hafta tatili ücreti
  • Genel tatil ücreti
  • Fazla çalışma ücreti
  • Yıllık izin ücreti

Yukarıdaki alacak türleri artırılabilmekle birlikte; işçi alacak davasının ne olduğunun anlaşılması için yeterli kabul edilebilir.

Hizmet tespit davası ve alacak davasının birlikte açılması

Bir işçi hem sigortasız çalıştırılmış olabilir hem de işten çıktığında bu işçinin birtakım alacakları ödenmemiş olabilir.

İşçiden sigortası ile alacakları arasında bir seçim yapmasını beklemek doğru olmaz. Bu işçi işyerinde örneğin 5 sene çalışmış ve bunun 1 senesi sigortasız geçmiş olsun.

Bu işçinin; ödenmeyen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, maaş alacağı ve yıllık izin ücreti olsun. İşçi hem alacaklarını bir an önce almak isterken hem de sigortasının sayılmasını isteyebilir. Ancak iki davayı aynı anda açmanın birtakım sonuçları olacaktır.

hizmet tespit davası açmadan alacak davası açılabilir mi?

Hizmet tespit davasının alacak davasını etkilemesi

Varsayalım ki işçi kıdem tazminatı alacağı için dava açtı ve mahkeme hesaplama için bilirkişiye dosyayı tevdi etti.

Bu hesaplama, işçinin resmiyette görünen sigortalılığı üzerinden yapılacaktır. Alternatif bir hesaplama yapılsa bile, işçinin aslında sigortasız çalıştığı 1 senesi ne olacaktır?

Burada normalde iş mahkemesi aslında kendiliğinden karar verme yetkisine sahiptir. Yani yukarıdaki örnekteki işçi 1 sene sigortasız çalıştığını da iddia etmiş ve bu sürenin de kıdem tazminatını talep etmişse, iş mahkemesi alacak davasını sonuca bağlarken, kendi kanaatine göre bu 1 seneyi de hesaplamaya dahil edebilir.

Fakat işçi aynı anda bir de hizmet tespit davası açmışsa işler değişecektir.

Hizmet tespit davası bekletici mesele yapılır

Eğer işçi hem iş alacakları için dava açmış hem de başka bir mahkemede hizmet tespit davası açmışsa, alacak davasını gören iş mahkemesi artık diğer davayı bekletici mesele yapmak zorundadır.

Yani ilgili mahkeme bu alacak davasını görmeyi durdurur ve hizmet tespit davasının sonucunu bekler. Buradan çıkacak karara göre de alacak miktarına ve dava sonucuna karar verir.

Bekletici mesele nedir?

Bir davadaki asıl sorun hakkında karar verilebilmesi için daha önce çözülmesi gereken bir sorunun başka bir mahkeme tarafından başka bir davada karara bağlanması gereken hallerde bekletici mesele söz konusu olur.

Derdest olan bir davanın sonuçlanmasının başka bir davada bekletici sorun yapılabilmesi için bekletici mesele yapılacak davanın başka bir mahkemede görülmekte olması ve iki dava arasında bağlantı bulunması gerekir. (9 Hukuk, 2020/19406 K.).

Mevcut olup olmadığı diğer davada kesin olarak karara bağlanacak olan hukuki ilişkinin, kısmen veya tamamen bekletilerek davaya etkili olması başka bir ifadeyle diğer dava hakkında verilecek hükmün bekletilerek davada verilecek hükmü etkileyecek nitelikte olması gerekir.

hizmet tespit davasının alacak davasına etkisi

Hizmet tespit davasının bekletici mesele olmasına dair Yargıtay kararları

Aşağıdaki Yargıtay kararları; işçinin açtığı alacak davasında, yine aynı işçinin açtığı hizmet tespit davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

“… Dosya içeriğine göre, davacının Türkoğlu Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin … esas sayılı dosyasında hizmet tespit talebinde bulunduğu anlaşılmış olup sözü edilen davanın hangi aşamada olduğu, kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.

Hizmet tespiti davasında verilen kararlar alacak davası bakımından kesin delil teşkil eder. Bu davada verilen karar, eldeki alacak davasında hüküm altına alınacak hakların hesap unsuru olan hizmet süresini ve ücreti doğrudan etkileyeceğinden hizmet tespiti davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerekmektedir.

Buna göre yapılacak iş; davacının açtığı hizmet tespit davasının neticesi beklenerek, davanın sonucuna göre dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının işçilik alacaklarının belirlenmesidir…” (9 Hukuk, 2021/5310 K.).

“… Taraflar arasında davacının hizmet süresinin tespiti bakımından ihtilaf bulunmaktadır. Davalı vekili, davacıyla aralarında uyuşmazlık konusu olan hizmet süresinin davacı tarafından ayrıca dava konusu edildiğini açıklayıp dava dosyasının esas numarasını belirtmiştir.

Davalı vekilinin beyanına göre … 4. İş Mahkemesinin … esas sayılı davadaki davanın sonucu bakımından hizmet süresi eldeki bu davayı doğrudan etkileyeceğinden sözü edilen bu davanın sonuçlanıp kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak oluşacak sonuca göre yeniden değerlendirilebilmesi için kararın bozulması gereklidir…” (9 Hukuk, 2021/554 K.).

“… Somut olayda, davacı tarafından işçilik alacaklarının tahsili için bu davanı açıldığı, davalı işyerindeki hizmet süresinin tespiti için de ayrı bir davanın açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hizmet süresinin tespitine ilişkin Bursa 6. İş Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında yargılaması devam eden davanın sonucu tazminat ve alacak isteklerini içerir davayı etkileyeceğinden ve her iki dava arasında bağlantı bulunduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi gereğince, hizmet tespiti davasının sonuçlanması ve kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken… (9 Hukuk, 2020/19406 K.).

“… İş yargılamasında çalışma olgusunu ve hizmet süresini, kısaca kıdemini ispat yükü, genel ispat kuralı gereği iddia eden işçiye aittir. İşçi açılan işe iade davasından önce hizmet süresinin tespiti ile ilgili olarak işe iade isteminden bağımsız olarak hizmet tespiti davası açmıştır. Bu durumda işe iade davasının sonuçlanması, hizmet tespiti davasının sonucuna bağlıdır. Bu nedenle hizmet tespit davasının bekletici mesele yapılması gerekir…” (22 Hukuk, 2017/2087 K.).

sigorta davası ve işçi alacak davası

Hizmet tespit davası açmadan alacak davası

Yukarıda kısaca değinmiş olsam da önemine binaen bu konuya tekrar değinmekte yarar görüyorum. Bir işçinin sigortasız çalıştırıldığı dönemler olsa bile işçi hizmet tespit davası açmadan da alacak davası açabilir.

Bir başka deyişle; bu işçinin illa önce hizmet tespit davası açması ve sonra alacak davası açması beklenemez.

Örneğin işçi hizmet tespit davası açmadan kıdem tazminatını talep etse ve sigortasız çalıştırıldığından bahisle, bu sürenin de tazminat hesabına dahil edilmesini talep etse; alacak davasını görmekte olan mahkeme, hâkimde hasıl olacak kanaat sonucunda, sigortasız sürelere ait kıdem tazminatı alacağıyla ilgili de bir sonuca varmak yetkisine sahip olacaktır.

Aşağıdaki Yargıtay kararlarında da bu durum görülebilir:

“… Mahkemece, davacıya hizmet tespit davası açması için süre verilmiş olmasına rağmen dava açmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmişse de davacının böyle bir mecburiyeti bulunmamaktadır. Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde tarafların delilleri toplanarak ispat kuralları çerçevesinde değerlendirme yaparak dava konusu talepler hakkında karar verilmelidir…” (22 Hukuk, 2019/23469 K.).

“… Davacı işçi iş ilişkisini her türlü delil ile ispatlayabilir. Yerleşik içtihatlara göre iş hakimi kayda dayalı olmayan iş ilişkisini dosyadaki mevcut delil durumuna göre çözümlemesi gerekli olup, hali hazırda taraflar arasında görülen bir hizmet tespit davasının bekletici mesele yapılması zorunluluğu dışında, bu saptamayı tarafın hizmet tespit davası açması şartı ile sınırlı tutamaz…” (9 Hukuk, 2018/16046 K.)

SONUÇ

Sigorta hizmet tespit davasının alacak davasına etkisini, iki ana başlık halinde incelemek gerekir. Bunlardan birisi hizmet tespit davasının açılmış olması ve diğeri ise hizmet tespit davasının açılmamış olması halidir.

Eğer işçi, alacakları için dava açmış ve bir yandan da sigortasız çalışmaları için hizmet tespit davası AÇMIŞSA; alacak davasını gören mahkeme, hizmet tespit davasını gören mahkemenin kararını bekleyecek ve bu karar çıkmadan da kendisi bir karara varmayacaktır.

Fakat alacak davası açan ve bu alacak davası içinde sigortasız çalıştığı dönemlere ait alacakları da olan bir işçi; aynı zamanda hizmet tespit davası AÇMAMIŞSA, bu defa mahkeme kendi değerlendirmesini yapacak ve sigortasız geçen sürelerin alacaklarını da bir karara bağlayacaktır.

Bir Yargıtay kararında yukarıdaki durumlar şöyle ifade edilmiştir:

“Kural olarak kişi hizmet tespiti davası açmaya zorlanamaz. Ancak açılmış olan bir hizmet tespiti davası olduğundan, hizmet tespitine ilişkin davanın sonucu ücret alacakları isteklerini içerir davayı etkileyeceğinden, tespit davası bekletici mesele yapılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken…” (22 Hukuk, 2019/17964 K.)

O halde hizmet tespit davası ve alacak davası arasındaki ilişki şu şekilde özetlenebilir:

  • İşçinin sigortasız çalıştığı dönemler için de alacaklarını dava etmesi doğaldır.
  • Bu işçi başkaca dava açmadan, yukarıdaki gibi alacaklarını talep ederse, mahkeme durumu değerlendirir ve sigortasız çalışılan dönemi de içeren bir karara varır.
  • Eğer işçi aynı dönemde bir de hizmet tespit davası açsaydı, ilk mahkeme bu defa karar vermekten vazgeçecek ve hizmet tespit davasının sonucunu bekleyecekti.
  • Hizmet tespit davası sonuçlandığında, ilk mahkeme de o karara göre kendi kararını verecektir.

O zaman şöyle kritik bir soru tam da bu noktada akla gelebilir:

“İşçinin hem alacak hem hizmet tespit davası açması mı doğrudur yoksa önce alacak davası açıp bu dava sonuçlandıktan sonra hizmet tespit davası açması mı doğrudur?”

Açıkçası bu sorunun cevabı bende mevcut değil; çünkü her somut olaya göre, yukarıdaki sorunun cevabı da farklılık arz edecektir.

Karar vermeden önce; sigortasız çalışılan dönemin ispatının ne kadar mümkün olduğu iyice araştırılmalı ve buna göre karar verilmelidir.

Sigortasız çalışılan dönemin nasıl ispat edilebileceğini anlattığım yazım, bu konuda size yardımcı olabilir: https://mustafabaysal.com/sigortasiz-calisma-nasil-kanitlanir/

Mustafa BAYSAL

Sizin için doğru ve değerli bilgiyi paylaşmaya çalışıyorum. Bu yazı gerçekten işinize yaradıysa ve teşekkür etmek istiyorsanız, yapmanız gereken tek şey onu PAYLAŞMAK. Nasıl mı? Hemen üste bakın :)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu